Arabesk Radyo

”
arabesk radyo sesliduy giriş

Fakir Abimiz’ in Kaleminden..

24 Aralık 2017 | Yazar: kaptan | Henüz yorum yapılmamış | Görüntülenme

Merhaba dostlar!
Ben FAKİR..
Hayatı yalnızlığı her platformda yaşamaya mahkum olmuş bir FAKİR..
Bir çoğunun olmak istediği yerde ve sıfatta ama buna rağmen FAKİR:
Yüzlerce hatta binlerce kişinin içinde olan ama yinede FAKİR…
Bunu keşfettiğimde yani kalabalıklar arasında yalnızlığın duygusunu damarlarımda hissettiğimde arayışa girdim.
Ve Müziğin evrenselliği ile müzik severin ortak dert ve düşüncelere garkolduğunu tesbit ettim.
Sonra kendimi müziğe ve müzikseverlerin gizemli Hayallerine teslim ettim.
Bir çok radyoda görev aldım. Türkiye polis radyosu-Best fm-Başkent radyo-Radyo arifan-radyo akademi gibi sora sanal radyolarla yola devam ettim..Lakin yinede o içimdeki özgürlüğü yaşayabileceğim vede yaşatabileceğim ortamı arayışım hep sürdü. Ve sonunda HAYAL kurduğum duyguyu HAYAL Fm de buldum.
Burdayım ve doya doya HAYAL lerimi yaşıyorum. Müzik tadında ömrünüz olsun efendim….
İşte tüm bu evreleri yaşarken neler hissettiğimide aşada yazdığım makale ile sanırım daha iyi anlaşılacağımı düşünerek sizlerle paylaşıyorum…

NEDEN HAYALFM?

“En son ne zaman bir hayali, üstelik kimsenin inanmadığı bir hayali tutkuyla bekledin?” diye sordum kendi kendime, açıkçası hatırlamıyorum. Bir çoğumuz da hatırlamıyoruz. Peki “en son ne zaman gerçek özgürlüğü arzuladın?” ama sınırları çizilmiş, kurallarla çevrili bir özgürlük hissi değil bu… Sanırım bunu da pek hatırlamıyorum, siz de hatırlamıyorsunuzdur.

Gelin hayal kurmayı, unutturulan “özgürlük” ve gerçekten “mutlu” olma hissini yeniden hatırlayalım. Ve bu hissi yaymak için burada olalım!

Bugün sinemada Mehmet Günsur, Timuçin Esen, Nejat İşler, Bige Önal gibi çok iyi oyuncuların olduğu Martıların Efendisi diye bir film izledim. Açıkçası giderken tek beklentim sıkılmamaktı… Çok fazla Türk filmi izleyen biri değilim ama film beni bundan çok çok öteye götürdü. Filmde hayallerinin peşinden giden aklını yitirmiş bir adamı canlandıran ve kendine Martıların Efendisi diyen Mehmet Günsur anlattığı öyküler ve bıraktığı hislerle öyle bir etki bırakıyor ki, aklını yitirmek istiyor insan, etkileniyor, bir daha izlemek ve o saflığı yaşamak istiyor. Eve gittiğinde, yolda, iş yerinde film bir süre daha sizin içinizde resmen devam ediyor…

Bir adamın Martılarla konuşup, bir Rüya’yı beklemesi, kötülerle savaşmak isteyip, iyilere yardım etmek istemesi ve özgür insanlar ülkesinin hayalini kurması ne kadar da delice geliyor bize değil mi? Bunu sadece aklını yitirmiş biri yapabilir. Peki neye göre aklını yitirmiş ya da neye göre delice? Kötüleri yok saymak, iyilik için çabalamak ve özgürlüğü istemek mi delilik? Hayatın tadını, hayallerini bir martının kanadına takmak mı? Yoksa sabahtan akşama kadar bir telefon ekranına bakıp mutlu olacağın bir bildirim beklemek, dikkat çekmek için şekilden şekile girip, çok özlediğini söylediğin arkadaşınla buluştuğunda onunla bir fotoğraf çektirmekten ve bunu paylaşmaktan öteye gidememek mi? Hangisi normal ve neye göre normal?

Sanırım hayal kurmayı, bir masalı düşlemeyi unuttuk, unutturdular. Bu yüzdendir ki bize benzemeyen her insana düşman gözüyle bakıyoruz. Bizim aklımızın alamadığı her hayali, her düşünceyi delilik olarak görüyoruz. Belki de bu yüzden hep çocukluğunu özlüyor insan, sınırsız olabilmeyi sadece çocukken bir dönem başarabildiğimizden…

Hayallerinizden vazgeçmeyin, özgürlüğü isteyin. 
Bunu yapan insanlardan zarar gelmez!
Açın radyonuzun sesini,gözlerinizi kapatın ve teslim edin ruhunuzu müziğin gizemli nağmelerine.
Kurun HAYAL inizi dilediğinizce ve arada bunları duymak için ve duyurmak içinde yazın panele özgürce.
Vaz geçmeyin kimsenin elde edemeyeceği duygularınızı yaşamaktan ve bunları müzik eşliğinde hayata katmaktan..
Vaz geçmeyin aşık olmaktan-Hayal kurmaktan vede paylaşmaktan.
Unutmayın dostlar!
HAYAL i olmayanın gerçeği olamaz…..
Selam ve muhabbetlerimle efendim(FAKİRCE)

Yorumlar